18 Ocak 2018 Perşembe

Almanya, 2016'dan sonra geçen yıl da dünyanın en çok cari fazla veren ülkesi oldu

Münih merkezli ekonomi enstitüsü Ifo'nun verilerine göre, Almanya'da cari fazla geçen yıl 287 milyar dolara ulaştı. Almanya'nın ardından ikinci sırada yer alan Japonya'da ise cari fazla 203 milyar doları buldu.

Üçüncü sıradaki Çin'de ise cari fazla 135 milyar dolar oldu.

Öte yandan Almanya'da cari fazla, 2017'de bir önceki yıla göre yüzde 8,3'ten yüzde 7,8'e geriledi.

Almanya'da ticaret fazlası 304 milyar dolara ulaştı

Ifo ekonomisti Christian Grimme, Almanya'nın cari açığının en önemli nedeninin ticaret ürünlerine AB ve ABD'den gelen talep olduğunu kaydetti.

Almanya'da ihracatın ithalatı açık ara farkla geride bırakması sonucu, 2017'nin ilk 11 ayında Almanya'da ticaret fazlası 304 milyar dolara ulaşmıştı.

IMF ve Avrupa Komisyonu, uluslararası ekonomik dengesizliğin azaltılması ve küresel büyümenin desteklenmesi amacıyla, uzun süredir Almanya'yı iç talebi ve ithalatı artırması yönünde uyarıyor.

ABD Başkanı Donald Trump ta Almanya'yı ABD ile ticaret fazlasını azaltmaması nedeniyle eleştirmiş, Almanya Başbakanı Angela Merkel ise özel tüketimin büyümenin en önemli itici gücü olduğunu ifade etmişti.

Merkel ayrıca, Almanya'nın ticaret fazlasında küresel pazarlardaki arz talebin, euronun döviz kurunun ve enerji fiyatlarının etkisi olduğunu belirtmişti.

Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/almanya-cari-fazlada-birinci/1268939

15 Ocak 2018 Pazartesi

Almanya MB, yuanı döviz rezervine dahil etti

Almanya Merkez Bankası, yuanı döviz rezervlerine dahil etme kararı aldıklarını belirtti
Almanya Merkez Bankası (Deutsche Bundesbank), Çin para birimi yuanı döviz rezervlerine dahil etme kararı aldıklarını belirtti.

Bundesbank Yönetim Kurulu üyesi Anders Dombret, Hong Kong'da yaptığı açıklamada, kararın geçen yıl alındığını söyledi, ancak döviz rezervine dahil edilen yuan miktarını açıklamadı.

Deutsche Bundesbank'ın da içinde yer aldığı Avrupa Merkez Bankası (ECB), haziran ayında 500 milyon euro tutarında Çin yuanını döviz rezervlerine dahil etmişti.

Dombret, yuanın giderek merkez bankalarının döviz rezervlerine dahil olduğunu belirterek, ECB'nin yanı sıra diğer Avrupa merkez bankalarının da bu adımı takip ettiğini kaydetti.

Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/almanya-mb-yuani-doviz-rezervine-dahil-etti/1268352

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu ve Londra Borsası işbirliğiyle hazırlanan Türkiye'nin 'en parlak' 100 şirketini kapsayan liste


http://www.borsagundem.com/foto-galeri/100-sirketi-galeri/1268274


14 Ocak 2018 Pazar

Merkez Bankası Çin tahvili mi alıyor

Çin'in ABD tahvili alımını yavaşlatacağı şeklindeki sonradan yalanlanan iddialar piyasaları karıştırmıştı. Hürriyet yazarı Uğur Gürses, köşesinde Merkez Bankası'nın tahvil alımında değişen tercihini yazdı. İşte o yazı:
Geçen haftanın en ilgi çekici haberi, sonradan yalanlansa da “Çin, ABD tahvillerini diğer mali varlıklara göre daha az cazip buluyor” başlıklı idi.

Bloomberg haberi, adının saklı tutulmasını isteyen Çinli bir yetkiliye dayandırılmıştı. Şöyle deniliyordu: “ABD tahvil piyasası giderek daha az çekici hale geliyor; ABD-Çin arasındaki ticaret gerilimi Çin’in tahvil alımlarını azaltmasını ya da durdurmasını getirebilir.” Yayımlanmadan önce bu haberin sorulduğu Çin rezervlerini yöneten kurumun (SAFE) ise yanıt vermediği de yazıyordu haberde.

Bu sözler “çarşıyı” karıştırdı; ABD tahvil faizleri yükseldi. Çünkü Çin, 3.1 trilyon dolarlık rezervinin 1.2 trilyon dolara yakınını ABD tahvillerinde tutuyor.

Yalanlansa da bunun olası bir “ticaret savaşına” karşı ön bir manevra olduğu ve devamının yineleneceği açık. Ama asıl hikâye Ankara’da. Meğerse manevrayı yapan Ankara’da Merkez Bankası olmuş.

Merkez Bankası geçen yıl ortasından itibaren rezerv politikasında rota değişikliğine gitmiş; yıllardır değiştirmediği altın stoklarını artırmaya başlamıştı. Banka kendi mülkiyetinde olan altınların miktarını 116 tondan 2017 sonunda 202 tona çıkarmıştı. Böylece Merkez Bankası, döviz rezervinde duran kabaca 3.5 milyar doları altına çevirmişti. Döviz rezervleri için yüzde 4 gibi küçük, ama orta vade için rota değişikliğine işaret ettiğinden büyük bir adımdı.

İşte bu adımın devamı ikinci adım geldi; bu defa, Merkez Bankası’nın Yuan cinsi Çin devlet tahvilleri almaya başladığını öğrendim. Merkez Bankası, bir taraftan dövizden altına doğru rezerv tercihi değişimi yaparken, şimdi de döviz içinde de dolar ve Euro gibi temel rezerv paralar tercihinden Çin Yuanı’na doğru yönelimi başlatmış görünüyor.

Merkez Bankası döviz rezervlerinin önemli bir bölümünü ABD devlet tahvillerinde tutuyor; ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre, ekim sonu itibariyle Türk Merkez Bankası’nın tuttuğu ABD devlet tahvili tutarı 61 milyar dolar. Bu miktar, aynı dönemdeki toplam döviz rezervlerinin üçte ikisine karşılık geliyor.

Çok açık ki; Türkiye’nin uluslararası alandaki pozisyonu ekonomik ilişkilere ve “banka hesabına” da yansıyor. Ancak bunun bugün için anlamı şimdilik sadece sembolik; belki en fazla, “dolar rezervini azaltma kaygılı” bir ısınma çabası denilebilir. Çünkü Çin para birimi Yuan henüz tam konvertibilitesi olan bir para değil. Rezerv tutma amaçlı bir tercih edilebilecek bir niteliği yok. Çin, kambiyo rejimini yani döviz rejimini serbestleştirip parasını da daha konvertibil ve istikrarlı hale getirdikçe rezerv para niteliğine kavuşacak.

Gelecekte, Çin Yuanı ile ticaret ve sözleşmeler yayıldıkça bunların tarafı olan şirket, banka ya da merkez bankaları Yuan varlık ya da rezerv tutma ihtiyacı duyacaklar.

ÖDEMELER DENGESİNDE ALTIN TUHAFLIĞI

Dün ödemeler dengesi verileri yayımlandı. 2017’de Kasım ayında son 12 aylık toplamda cari açık 43.7 milyar dolar olmuş. 2016’da aynı dönemde 33.7 milyar dolar. 2017’de 2016’ya göre cari açık 10 milyar dolar artmış. Daha önce de yazmıştım; çok belirgin bir tuhaflık var, o da 2017’de 9.5 milyar dolarlık net altın ithalatı yapmışız. Yani 2017’de 9.5 milyar dolarlık altın ithalatı dışında cari açığımız değişmemiş demek bu.

Türkiye’nin, Merkez Bankası’nın ithal ettikleri hariç olmak üzere net 9.5 milyar dolarlık altın ithalatı üzerindeki perde öylece duruyor. Normal koşullarda iç pazar ve turistlere satış gibi temellere dayanan 5-6 milyar doları geçmeyecek bir ithalatın 16 milyar dolara, net ithalatın da 9.5 milyar dolara çıkması açıklanabilir bir durum değil. Hele ki 2016’nın aynı döneminde 2.7 milyar dolarlık altın ihraç ederken.

Bu kadarlık ithalata; öncesinde 5-6 milyar dolar civarında seyrederken 2013’te Reza Zarrab’ın altın operasyonları ile 15 milyar dolara kadar ulaşıldığını anımsatalım.

Alıntı:
http://www.finansgundem.com/haber/merkez-bankasi-cin-tahvili-mi-aliyor/1267930

12 Ocak 2018 Cuma

Banka bilançolarında Türk Telekom hasarı

Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası OTAŞ kredisini yakın izlemeye aldıklarını duyurdu. Peki bundan sonra ne olacak?
Akbank'ın bir yıldan uzun süredir geri ödenmeyen OTAŞ kredisini yakın izlemeye aldığını açıklamasının ardından Garanti Bankası ve İş Bankası da krediyi yakın izlemeye aldı.

Garanti Bankası'ndan yapılan açıklamada, "OTAŞ kredisi 2017 sonu itibarıyla yakın izlemeye alındı" denildi. İki kaynağın verdiği bilgiye göre İş Bankası da geçen yıl sonu itibarıyla söz konusu krediyi yakın izlemeye aldı.

Garanti Bankası'nın üçüncü çeyrek bilançosuna göre, banka, 951.4 milyon dolar ve 7.8 milyon euro tutarındaki krediyi daha önce 'Standart Nitelikli Krediler ve Diğer Alacaklar sınıfında takip ediyordu.

İş Bankası da üçüncü çeyrek bilançosuna göre kredide 1.9 milyar lira karşılığı 'Standart Nitelikli Krediler ve Diğer Alacaklar' sınıfında takip ediyordu.

Akbank, OTAŞ'a sağladığı 1.5 milyar dolar tutarındaki kredinin 2017 yıl sonu itibarıyla "yakın izlemedeki krediler" altında sınıflandırıldığını duyurmuştu.

30 BANKADAN KREDİ

Ojer Telekomünikasyon AŞ (OTAŞ), yüzde 55 Türk Telekom hissesini teminat göstererek 2013 yılında aldığı 4.75 milyar dolar tutarındaki krediyi geri ödeyemiyor.

OTAŞ'a 2013 yılında 4.75 milyar dolar tutarındaki krediyi veren 30'a yakın banka arasında en büyük pay Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası'nın.

Alıntı:
http://www.finansgundem.com/haber/banka-bilancolarinda-turk-telekom-hasari/1267658

11 Ocak 2018 Perşembe

Kanunun 80. maddesi, piramit satış ve network marketing sistemini yasaklıyor

Saadet zincirinde yeni halka! Fatma A. yine sahnede

Bitcoin’li saadet zinciriyle gündeme gelen Fatma A., şimdi de “Kyani” vitamin satışından kâr vaadiyle para topluyor
Bitcoin’le saadet zinciri yapan kadın marketingci, şimdi de sağlıklı yaşam ürünü satan ABD’li “Kyani” şirketinde... Vitamin ürünlerini saadet zinciriyle pazarlayan sistemin Türkiye ayağında, “Bitcoin’le saadet inciri” haberlerinde adı geçen sistemin yöneticisi Fatma A. var. Otel toplantılarında tanıtılan Kyani sistemi, “Ürünü hem kullan hem de sat” sloganını kullanıyor.

YİNE AYNI İSİM

Türkiye, piramit pazarlama sistemini 90’lı yıllarda Kenan Şeranoğlu ile tanıdı. 26 ülkede faaliyeti olan “Titan”ın Türkiye direktörü Şeranoğlu, hayali bir ürün için katılımcıları sisteme davet ederken, her yeni üye üzerinden büyük paralar kazandırmayı vaat ediyordu. Titan’la o dönem binlerce kişi mağdur oldu. Şeranoğlu, 10 yıl hapis yattı, 2008’de tahliye edildi.

Titan, yıllar içinde hem isim hem de senaryo değiştirdi. Yeni nesil Titan’da ürünler de var. Habertürk, network marketing adıyla pazarlanan yöntemi 4 Eylül 2017’de manşetine taşıdı. Muhabirimizin müşteri gibi buluşup görüştüğü sistem yöneticisi Fatma A., Bitcoin alıp sattıklarını, 975 TL ile girilen sistemde, zincire eklenen her üyeden ek gelir elde edildiğini, günlük kazancın 5 bin TL’yi bulduğunu söylüyordu.

Fatma A., 3 ay sonra bu kez Kyani ile karşımıza çıktı.

Gazete Habertürk'ten Öznur Karslı'nın haberine göre ABD merkezli şirket, sağlıklı yaşam ürünlerinin 64 ülkede lisansını aldığı iddiasında. Kyani’de omega 3, vahşi Alaska yabanmersinli besin takviyeleri ile cilt bakım ürünleri satılıyor.

GİRİŞ 2 BİN 500 TL

“Kendi işinin patronu olmak isteyen biri” kimliğiyle aradığımız Fatma A.’nın davetiyle İstanbul Bağdat Caddesi’ndeki plazada katıldığımız toplantıda, ürünlerden çok sistemin nasıl paranıza para kattığı anlatıldı. Toplantıda her kesimden insan vardı. Salona girenlerin bir kısmı distribütör olduğunu ifade etti, kimi işini bırakıp Kyani’de çalışmaya başladığını...

Sisteme 2 bin 500 TL ödeyip giren kişiye ilk ay 10 bin TL kazanç vaat ediliyor. Çok üye ile “diamond”, “saphire” seviyelerine yükseltiliyor, cruise tatili yapıyorsunuz. 1.5 saat süren toplantının ardından, ilk kez toplantıya gelenlere dahil olup olmayacakları soruluyor.

KANUN, ‘PİRAMİT SATIŞ’ İÇİN ‘DOLANDIRICILIK’ DİYOR

Ticaret ve iş hukuku uzmanı Avukat Mehmet Ali Taşkın, bu yolla satış yapanların dolandırıcılık suçu işleyeceğini kaydetti. Taşkın, şöyle dedi: “2014 Haziran’da yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’a kadar, piramit satış yapan şirketlerin kurulmasını engelleyen düzenleme yoktu. Kanunun 80. maddesi, piramit satış ve network marketing sistemini yasaklıyor. Bu faaliyet alanı içerisinde bir şirket kurmak mümkün değil. Bu sistemde yer alan şirket yetkililerinin işlediği suç TCK’nın 157. maddesinde belirtilen dolandırıcılık suçudur ve 5 yıla kadar hapis öngörür.”

‘PARAYI ALDIKTAN SONRA NE ARAYAN VAR NE SORAN’

KYANI ile ilgili internette çok sayıda şikâyet var. İşte bunlardan bazıları:

- “Arkadaş çevrem bu işleme çekilmek istenmektedir. 1890 TL ile milyonlar kazanmayı hayal ediyordum, yokmuş böyle bir şey.”

- “İnsanları kandırmak için hayalleriyle oynuyorlar. ‘Hep beraber zengin olacağız’ gibi sözlerle insanların duygularıyla oynayıp kalitesiz ürünlerle 2 bin TL’nizi sermaye adı altında alıyorlar. Sonra ne arayan var ne soran.”

- “Paramı geri istedim vermediler. Parayı alana kadar eve arabalarla bırakmalar, hayaller, banka hesapları; parayı ödedikten sonra bir şey kalmıyor. Dava açacağım.”




Alıntı:

Altın ithalatında 2017 yılında tarihi rekor

Türkiye'nin altın ithalatı, 2017'de bir önceki yıla göre yaklaşık 3.5 kat artarak 370 ton ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı.
Türkiye'nin altın ithalatı, geçen 2017 yılında rekor kırdı.

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası verilerine göre, aralık ayında 49,3 ton, 2017'nin tamamında ise 370 ton altın ithalatı gerçekleştirildi.

2016 yılında 106,2 ton olan altın ithalatı, 2017'de yaklaşık 3,5 katına çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Altın ithalatı, aylık bazda Temmuz 2017'de 62,9 ton ile rekor seviyeye yükselmiş, aralık ayına kadar geçen sürede ise aylık ortalama 21 ton olarak gerçekleşmişti.

Geçen ay hızla yükselen altın ithalatı, 49,3 ton ile tüm zamanların en yüksek aralık ayı olarak da kayıtlara geçti.

Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/altin-ithalatinda-tarihi-rekor/1267117